yabancı

1 Sıfat

Başka bir milletten olan, başka bir milletle ilgili olan (kimse), ecnebi

Cümle 1: Yabancı uzman. Cümle 2: Bu toprak bizimdir, içinde yabancının işi yok. - R. E. Ünaydın Cümle 3: Temel hak ve hürriyetler, yabancılar için milletler arası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir. - Anayasa

Aileden, çevreden olmayan (kimse veya şey), özge

Cümle 1: Ben, yabancı bir adam, neme lâzım, hiç sesimi çıkarmadım. - M. Ş. Esendal Cümle 2: Lehçe ve şive bakımından da birbirimize o kadar yabancı idik. - F. R. Atay

Tanınmayan, bilinmeyen

Cümle 1: Yabancı müşteri giremezdi kapısından. Gelenler hep edebiyat adamlarıydı. - Y. Z. Ortaç

Aynı türden, aynı çeşitten olmayan

Cümle 1: Yağın içinde yabancı maddeler var.

Bir konuda bilgisi, tecrübesi olmayan

Cümle 1: Bu uygulamanın yabancısıyım.

Belli bir yere veya kimseye özgü olmayan

Cümle 1: Yabancı arabalar buraya park edemez.