savurmak

1 -i

Havaya atıp dağıtmak, saçmak

Cümle 1: Harman savurmak. Cümle 2: Bir eğlence yerinde destelerle banknotu havaya savurduktan sonra... - R. N. Güntekin

(rüzgâr) Bir yeri, bir şeyi şiddetle eserek alt üst etmek, havaya kaldırmak, dağıtmak

Kaldırıp atmak, fırlatmak

Şiddetle döndürerek sallamak, kaldırarak vurmak

Cümle 1: Kılıç savurmak. Değnek savurmak.

Bir sıvının havalanmasını veya kaynayan sıvının taşmasını önlemek, soğutmak amacıyla alıp yine kendi kabına dökmek

Cümle 1: Sarnıcın suyunu savurmak.

Sallamak, uçurmak, dalgalandırmak

Cümle 1: Ayaklarını boşluğa savururken küçük dolap gürültüyle yıkıldı. - P. Safa

(yalan, küfür vb. için) Söylemek

Cümle 1: Palavra savurmak. Cümle 2: ...kaçakçıların aleyhinde küfürler savurarak içmeğe başladılar. - Ö. Seyfettin Cümle 3: Onun bütün çapkınlığı Solmaz'a yoldan geçerken savurduğu birkaç kelimeden ibaretti. - H. Taner

Boşuna ve çok miktarda harcamak, israf etmek

Cümle 1: Paraları savurmak.