fark etmek

1

görmek, seçmek

Cümle 1: Boğaz'ın sisle kaplı olduğunu, ancak ön güvertede bir yer bulup oturunca fark etmişti. - A. İlhan

anlamak, sezmek

Cümle 1: Öç almanın fırsatını yakalamış gibi konuştuğunu fark etti. - T. Buğra

değişmek, başkalaşmak

ayırt etmek

Cümle 1: Konuşma kesilmiyor; şimdi yabancı sesleri daha iyi fark etmekteyim. - R. H. Karay