el koymak

1

bir yolsuzluğu ortaya çıkarmak, incelemek, vaziyet etmek

yetkili organ bir malı veya bir kuruluşu kendi buyruğuna almak

Cümle 1: Bizi işimizde gücümüzde serbest bırakmak şöyle dursun, çoluk çocuğumuzun nafakasına el koymaya kalkıştılar... - Y. K. Karaosmanoğlu

(iş) üzerine almak, sorumluluğu üstlenmek

Cümle 1: Yalnız, şu var ki doktor işe el koyduğu gibi hastalık bir nevi resmiyet alır. - R. N. Güntekin