ciddî

1 Sıfat

Şaka olmayan, gerçek

Cümle 1: Kısa zamanda yarı şaka, yarı ciddî tenkit edecek kadar yakınlaşmışlardı. - T. Buğra

Ağırbaşlı

Cümle 1: Ben onu pek ciddî bir genç olarak tanırım. - H. R. Gürpınar

Titizlik gösterilen, önem verilen

Cümle 1: Bu dönemde yazara konu üzerinde vukuf, ciddî incelemeler şart koşulur. - H. Taner

Tehlikeli, endişe veren, ağır, vahim

Cümle 1: Hastalığımızın oldukça ciddî olduğuna işaret etmekten kendimizi alamadık. - B. Felek

Eğlendirme amacı gütmeyen

Cümle 1: O ciddî bir tavırla mühim bir şey anlatmaya hazırlanmış gibiydi. - Y. K. Karaosmanoğlu

Gülmeyen

Güvenilir, sağlam

Cümle 1: Ciddî görünerek göze girmeye çalışıyormuş. - R. H. Karay

Önemli

Cümle 1: Ciddî bir gazetede genç bir muharririn şu sözleri beni hâlâ düşündürüyor. - O. S. Orhon

Zarf

Önem vererek, gerçek olarak

Cümle 1: Size bunu ciddî söylüyorum, yalan değil!