takım

1 İsim

Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman

Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk

Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, ekip, trup

Cümle 1: Orta oyunu takımı.

Birbirini tamamlayan şeylerin tümü

Cümle 1: Yemek takımı. Cümle 2: Bir yazı takımıyla o masaya doğru gittiğini gördü. - Y. K. Karaosmanoğlu Cümle 3: Kadın kahve takımlarını alıp çıktı. - N. Cumalı

Sigara ağızlığı

Bölüğü oluşturan birliklerden her biri

Cümle 1: Bu binayı merkez taburundan bir takım bekleyecek. - Ö. Seyfettin

Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu

Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik

Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri

Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu

(aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda) Topluluk

Cümle 1: Anlaşıldı, Sabit Bey ağabey takımı, Sinekli Bakkal Sokağından geçerken artık sağa sola bakmaz, kimseye omuz vurmaz oldu. - H. E. Adıvar

Benzer, gibi

Cümle 1: ... bu takım düşünceler arasında, dün sütçüye verilen paranın üstünün eksik geldiğini de hatırlıyor. - M. Ş. Esendal Cümle 2: Köse Mümeyyiz öyle denemeden, kuru gürültüye pabuç bırakır takımından değildi. - Ö. Seyfettin

2 İsim

Verimsiz duruma getirme, sonuçsuz bırakma, kısırlaştırma

Mikrobundan arıtma