beat

1

(i). vuruş, darbe; darbeden ileri gelen ses; (müz). tempo; ses; polis devriyesi; ilginç bir haberin rakip gazeteden evvel neşri; (fiz). birbirine yakın iki sesin meydana getirdigi ritmik çatlşma sesi. beaten (s). dövülmüş; mağlup, yenilmiş; çok kullanılmış beater (i). ,cırpma makinası.

2

(s)., A.B.D., (k.dili). yorgun, yıpranmış, asi gençlerden olan. Beat Generation asi gençlik.

3

(f). dövmek; defalarca vurmak, çırpmak, çarpmak; çalmak (davul); yenmek, galip gelmek; sürgün avında avı çıkarmak için çalılara vurmak; üstün olmak, zor gelmek; A.B.D., (argo) önüne geçmek; ask. davul çalarak işaret vermek; atmak (kalp). beat about the bush bin dereden su getirmek. beat all hollow tamamen yenmek. beat a retreat geri çekilmek, ricat etmek. beat down pazarlıkta fiyat kırmak. Beat it ! A.B.D., (argo) Defol. I beat off bertaraf etmek. beat the air boşuna uğraşmak; havanda su dövmekş beat the bushes aramak. beat time tempo tutmak. beat to windward den. orsasına seyretmek. beat up (k.dili). dövmek, dövüşte galip gelmek. beat up recruits acemi asker toplamak .