back

1

(f). bir şeye destek olmak, arka olmak, yardım etmek; tarafını tutmak, üzerine bahse girmek (at v.b.); ; geriye sürmek; sırtına binmek ; (den). güneşin aksi yönüne dönmek, dirise etmek (rüzgar). back down back out caymak, sözünden dönmek. back the oars, back water (den). siya etmek. back the sails (den). yelkenleri faça etmek back up geri sürmek, geri gitmek; desteklemek.

2

(i). arka, sırt, geri; belkemigi; futbolda bek, müdafi. back to back arka arkaya, sırt sırta. be at one's back bir kimseye arka çıkmak. behind one's back birisinin arkasından, gıyabında. flat on one's back hasta, yatakta. get one's back up öfkeli veya dik başlı olmak. have one's back to the wall çıkmazda kalmak. turn one's back on a person veya a thing bir kimseye veya bir şeye sırt çevirmek; vazgeçmek; ihmal etmek.back scratcher kasağı.

3

(z). geri, geriye; yine, tekrar. back and forth ileri geri. fall back upon a thing güvenmek sığınmak give back geri vermek; gerilemek, geri geri gitmek. keep back saklamak, gizlemek. look back geçmişi düşünmek, hayal etmek. back talk küstahça karşılaık verme.go back on inkar etmek, yerine getirmemek.

4

(i). tekne, küçük havuz.

5

(s). arkadaki, arkasında olan; arkaya doğru olan, evvelki; eski. back country taşra, memleketin uzak köşeleri; geri kalmış bölgeler. back formation (dilb). benzetme yolu ile bir kelimeden geriye gidilerek türetilen yeni kelime. back issue eski tarihli mecmua. back number günü geçmiş gazete, eski dergi; itibardan düşmüş şey veya kimse back taxes vergi borcu.